Mübarek Ramazan ayında Şanlıurfa’da art arda gelen int*har haberleri kentte büyük üzüntü ve yankı uyandırdı.
Farklı ilçelerde yaşanan üç ayrı ölüm vakası, şehirde hem derin bir acıya hem de toplumsal sorunlara dair tartışmalara neden oldu.
Geçtiğimiz günlerde, Birecik Devlet Hastanesinde görev yapan Ali Demir hayatını kaybetti. Bir diğer acı haber ise Akçakale’den geldi. 33 yaşındaki Halil Yiğitalp’in iftar saatinde yaşamını yitirdiği bildirildi.
Öte yandan Eyyübiye ilçesinde Mehmet Olgun’un hayatına son verdiği, geride ise maddi sıkıntılarla dolu bir yaşam mücadelesi bıraktığı belirtildi.
Ramazan ayında peş peşe yaşanan bu trajik olaylar, kentte ekonomik sıkıntılar, işsizlik ve sosyal destek mekanizmalarının yeterliliği konusunda soru işaretlerini yeniden gündeme taşıdı.
Kentte art arda yaşanan üzücü ölümler üzerine bir açıklama yapan Saadet Partisi Şanlıurfa İl Başkanı Halil Yiğit, sorumlulara çağrıda bulundu.
YİĞİT: BUNLAR SAHİPSİZ BIRAKILAN BİR TOPLUMUN ACI GERÇEĞİDİR
Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ve kanaat önderlerinin de yaşananlar karşısında sorumluluk alması gerektiğini vurgulayan Halil Yiğit, şu ifadelere yer verdi:
“Bugün Şanlıurfa, peş peşe gelen intihar haberleriyle derin bir acının ve ağır bir toplumsal çöküşün fotoğrafını veriyor. Birecik Devlet Hastanesi’nde görev yapan Ali Demir’in hayatına son vermesi,
Akçakale’de henüz 33 yaşındaki Halil Yiğitalp’in iftar saatinde yaşamına son vermesi, Eyyübiye’de Mehmet Olgun’un geride maddi zorlukların izlerini bırakarak hayata veda etmesi… Bunlar sadece birer haber değildir. Bunlar, görmezden gelinen bir çığlığın, duyulmayan bir feryadın, sahipsiz bırakılan bir toplumun acı gerçeğidir.
"BU VURDUMDUYMAZLIK KABUL EDİLEMEZ"
Peki sormak gerekir:
İktidar partisinin il başkanları, milletvekilleri, mülki amirleri, belediye başkanları, STK’lar ve kanaat önderleri bu yaşananların sebebini gerçekten kendi vicdanlarında sorguluyor mu? Bu insanların hangi çaresizlik içinde bu noktaya sürüklendiğini anlamak için bir çaba gösteriyorlar mı? Yoksa her zaman olduğu gibi bu acıları da istatistiklere indirip, birkaç gün sonra unutulmaya mı terk edecekler? İşsizlik büyürken, borçlar artarken, insanlar geçim derdi altında ezilirken, gençler umudunu kaybederken, bu şehrin yöneticileri suskun kalmayı mı tercih edecektir? Bu sessizlik, bu vurdumduymazlık, bu sorumluluktan kaçış kabul edilemez. Hiçbir toplum, hiçbir şehir, hiçbir millet bu kadar sahipsiz bırakılmayı hak etmez.
Devletin asli görevi, vatandaşını yaşatmaktır. Vatandaşını yalnızlığa, çaresizliğe ve umutsuzluğa terk etmek değil. Aziz milletimiz yaşananları görmekte, bilmekte ve hafızasına kaydetmektedir. Ve zamanı geldiğinde, kendisini sahipsiz bırakanlara en net cevabı yine kendisi verecektir.”
Kaynak: HABER MERKEZİ
0 Yorum